Günce

Yağmurlu ve sıcak bir gecede Fethiye’ye veda edip yağmurlu ve soğuk bir Ankara’ya merhaba dedim dün. Böylece bir hikayeye daha son vermiş oldum. Sıcak bir veda, soğuk bir merhaba.

Birçok getirisi oldu Kaş macerasının. Fazlasıyla efor sarfettim, şuan vücudumun neredeyse her yeri ağrıyor. zellikle baş parmaklarım neredeyse çıldırtacak beni. Bu eziyetin karşılığını maddi olarak alamadım. Yine de herşey pozitifti benim için. Hüzünlü bir veda oldu benim için. Eski bir dostumla beraber yeni edindiğim dostlarımı da geri bırakmanın hüznü. Herşeyin başlayacağı bir zamanda ayrılmanın hüznü.

Şimdi Ankaradayım. Kaş’ta geçen 27 sıcak günden sonra buz gibi geldi Ankara. Geldiğimden beri bir türlü ısınamadım. İki gündür kasvetli bir hava var. Bir günde 2 mevsim değiştirdim.

Bir hafta daha buradayım. Torunumdan vakit kalırsa arkadaşlarla görüşmeye çalışacağım. Havalar düzelirse dede torun bile gezebiliriz belki. :)

Ben Kaş’a neden geldim? Ben Kaş’a nasıl geldim?

Acaba önce hangisini cevaplasam? Soru olarak iki bağımsız soru gibi görünse de aslında ikisinin cevabı da hemen hemen aynı. Gerçi bir önceki yazıda “burada ne işim var?” sorusunun cevabını vermiştim ama konuyu biraz daha genişletme ihtiyacı duydum. Daha fazlası

Bugün çalışırken gelen mesaj: “Yunanistan’a Hoşgeldiniz. Yurtdışında iken…”

Tam bir hafta önce bu saatlerde Nedimle vedalaşıp Kaş’a doğru yol almaya başlamıştım. Bir haftadır Meis Adasının muhteşem manzarası karşısında çalışıyor, dinleniyor ve ya yemek yiyiyorum. Hatta bu satırları yazarken bile arada şöyle hafifçe soluma dönüp adanın ışıklarına bakıyorum. Ne kadar keyif verici birşey değil mi? Daha fazlası

Uzun bir süre önce sevdiğim bir arkadaşım (ki müzbin işsizlerden) sıksık uzun süreli uykusuz kalırdı. 3-4 gün uyumadığını biliyoruz. Her sabah 07:40′ta kalkıp gece 01:00 (o da azami) de sızan biri olarak anlamak mümkün değildi benim için.

Şimdi çok iyi anlayabiliyorum onu. Sabahları en geç 10:00′da kalkıyorum. Gece ise ne zaman yattığım hiç belli değil. Uyumak için sebebim can sıkıntısı. Yoksa uyumak için kendimi zorlamazsam uykum da gelmiyor. Hatta arada uyumadan ya da 2-3 saatlik uykuyla yeni güne başlıyorum ve normal ritminde devam ediyor gün. Performans kaybı “Sıfır”. Eh efor da “Sıfır” olunca hiç de garip değil. :)

Yine de birşeyler yapıyorum arada. Arkadaşlar aradıkça dışarı çıkıyor, biraz yürüyüş biraz sohbet ile günü geçiştirmeye çalışıyorum. Mümkün olduğunca siyasetten uzak durmaya çalıştığım günlerin sonunda neden böyle yaptığımı kavramaya çalışıyorum. Oysa bu ilçenin o kadar çok ihtiyacı var ki birilerinin siyaset yapmasına.

Aslında amaç siyaset yapmak değil elbette. Siyasetçilerin son dönemlerde yaptıklarının ne kadar ironik olduğunu birilerinin anlatması gerekiyor halka. Bağnazlıklarını kırmak gerekiyor. Eh tabii ki söz konusu siyaset olunca da yaptığımız düşünce aktarmaktan çok siyaset oluyor. :)

Harika bir hafızam var.

2 gündür kıvranıp duruyorum. Resmen karnım ağrıdı. Bir video hatırlıyorum, adam youtube videolarından klip yapmış, İsrailliymiş diyorum da ne adı geliyor aklıma ne de onu bulmamı sağlayacak daha fazla bilgi… Genelde de böyle oluyor, bir olayı epey ince detaylarıyla anımsayabiliyorum ama en önemli bilgiyi, nerede kiminle yaşadığımı unutabiliyorum!

Kutiman’ı da nasıl buldum anımsamıyorum, birkaç şüphem vardı ama maalesef yanılmışım. Yani kaynağım meçhul yine :)

wikipedia üzerinden de görebileceğiniz gibi aslen İsrailli bir müzisyen ve oldukça erken yaşlarda başlamış müziğe. Son 3 yıldır da profesyonel olarak devam ediyor bu ilgi. Bu yıl içerisinde de şöhreti parlıyor bir anda. Tabii ona malzeme sunan yotube ve haliyle internet sayesinde.

Peki ona ün kazandıran ne? 3 ay boyunca binlerce videoyu izleyip onları bir güzel mixliyor. Yani kabaca, kes, kopyala ve yapıştır! Bir nevii kolay çalışma da diyebilir. Bu sefer malzeme videolar.

Hakkında Time‘da çıkan yazıyı okuyabilir, videoları Youtube üzerinden ya da direkt projenin sitesinden izleyebilir, MySpace ya da Last.Fm üzerinden takip edebilirsiniz. Hatta daha da sosyalleşelim derseniz Tweetleşebilirsiniz de kendisiyle.

Bizim topluma mal edilen bazı eylemler vardır ya hani, onlardan biri; kapı çalar, diafona basıp sorarsın, kimsin diye. Cevap yıkar ortalığı: Been. Hayır Türkçede böyle bir isim de yok. Ama fark etmez. Kapı zart diye açılır.

Bu sabah odamdayım. Bir ara kapı çaldı, annem de diafona basıp malum soruyu yönetti. Cevap yok. Bir daha sordu ve cevap bile gelmeden bastı otomatiğe. Kimmiş dedim, cevap yokmuş. Tartışma gereği bile duymadım. :)

Yarım saat kadar sonra yengem geldi. Elinde de bu ayki National Geographic dergim. Meğer UPS dağıtıcısı basmış zile. Kapının girişine de dergiyi bırakıp gitmiş. Taktir ettim kendilerini. Ay başından beri bekliyorum dergiyi. İki kere de aramıştım nerde kaldı diye. Dağıtım şirketlerini değiştirmişler yine. Ben dergiyi zamanında edinmek için abone oluyorum, ay sonunda dergi anca elimde oluyor. Bu yine de iyi bir kaç ay önce dergi elime bile geçmemişti. Neyse konuyu dağıttım, Kimsin?

http://friendfeed.com/e/0ffe0d7f-8ea6-41b1-a0e2-c36242e9cb35/Kimsin/

Biraz önce kendime süpriz yapıp mısır patlatmak istedim. Arada böyle süprizler yapıyorum kendime. bazen trunçgillerden (portakal, mandalina greyfurt ve limon)  kokteyl hazırlıyorum ya da makarna yapıyorum. :)

Patlamış mısırı yağsız ve tuzsuz severim. Bunu bilen kardeşim bir süre önce scarlett marka bir mısır patlatma cihazı hediye etti bana. Tam bir kişilik. Yani benim için ideal bir cihaz. Gel gelelim genel alışkanlık olarak annem ısrarla tencere kullanıyor. Bu yüzden cihazı ilk geldiğinde denemek için kullandığım sayılmazsa hiç kullanmamıştım.

Cihazı kullanması gayet basit. Fişi takıyorsunuz, aynı zamanda üst deliğini kapatmaya yarayan ölçek ile içerisine biraz mısır atıp düğmesine basıyorsunuz. Önüne de bir tabak koyuyorsunuz ki patlayan mısırlar etrafa dağılmasın. Ne kadar kullanışlı değil mi?

Yanıldınız. Öncelikle önüne koyduğunuz tabak bir işe yaramıyor. Çünki cihaz ısıttığı havayı cihazın içinde döndürüyor. bu nedenle de belli bir moment ile cihazdan çıkan mısır abak yerine başka yere gitmeyi tercih ediyor. Ehh o kadar döndükten sonra gayet normal. Sonra içine çok fazla mısır koyamıyorsunuz. Aksi taktirde hava delikleri tıkanıyor ve mısırlar dönemiyor. İçine bir ölçekten fazla koyarsanız bu sefer cihazdan bile çkamıyor mısırlar.

Sonuç: Yanmış mısırlar ve erimiş bir kapak. Bu arada cihazın ısınma korumalı olduğunu da söylemek lazım. Yani ikinci bir tabak söz konusuysa kesinlikle bir kaç dakika beklemelisiniz. :)

sigarayı bırakanlar ya pat diye bırakırlar ya da azalta azalta. benimki de o hesap. azalta azalta vaz geçiyorum sakal sevdasından :)

aslında sakal sevdalısı değilim. bir kaç yıl öncesine kadar haftada bir traş olsam yetiyordu. yani istesem de bırakamazdım sakal. hayatım boyunca da 3 defa sakalım oldu; 99 deprem sonrası, geçen yıl işi bırakınca ve de 6 ay önce işi son kez bıraktığımda.

zaten bu uzatmalarda sırf tembellikten. bilinçli, planlı eylemler değildi yani.

şimdi yine traş oldum ve çenemdeki sakalı iyice incelttim. bakalım bu ne kadar sürecek. :)

Yaklaşık 6 ay oldu işten ayrılalı. Bu süreç  zarfına yazabilceğim çok şey oldu. Dede oldum mesla. Sonra ikinci kez amca olacağım haberi geldi.. ve yakın zamanda da ertelendiği. Sonra 2 ay istanbulda kaldım. Eski dostlukları pekiştirip yeni dostluklar edindim. Netten tanıdığım insanların hakikaten de insan olduklarını öğrendim. Daha da çok şey öğrendim ama bir şeyi öğrenemedim, yazmayı.

Bütün gün evdeyim. Faturasını ödeyemediğim için kesildiği 10 gün dışında yataktan çıkıp ta tekrar yatağa dönene kadar internet başındayım. Fakat ne kendi bloğumla ne de başka bloglarla ilgileniyorum. Uzun zamandır google reader bile kapalı. Varsa yoksa fecebook, friendfeed ve 22 dakika. Bir de Arızalılar Kulübü var tabii. Onların maillerini es geçemem.

Arada aklıma düşerse film bakıyorum eskilerden. Bazen de anime. Ama onda bile keyfim yok. Rupan sansei: Kariosutoro no shiro sayfası ne zaman açıldı onu bile hatırlamıyorum. Ne zaman açıldı derken browser olarak FF tercihinde bulunanlardayım. sık kullandığım ya da o dönem ilgilendiğim sayfaları kapatmam. Oturum Yöneticisi kullanıyorum. Gerçi 3.0 ile oturum kaydetme özelliği geldi FF’e ama bu ekleynti sayesinde oturum çökerse ya da bir hata sonuc sayfalar giderse yeniden erişebiliyorum sayfalara. mesela şuan 25 sayfa açık. :) bir çoğu wordpress ile ilgili.

Dedeyim yahu! :)

Sık sık adını andığım Murphy Kanunlarını buraya yazayım dedim. Her seferinde google’da arayıp ta bulmaya çalışıyorum. :)

Murphy’nin orijinal yasaları:

  1. Hiç bir şey göründüğü kadar kolay değildir.
  2. Her şey tahmin ettiğinden daha uzun sürer.
  3. Ters gidebilecek her şey ters gider.
  4. Bir şey ters gidecekse, ters gider.
  5. Birkaç şeyin ters gitmesi olasılığı varsa, en fazla zarar verecek olan en önce ters gider.
  6. Bir şeylerin ters gitmesi mümkün değilse, gene de ters gider.
  7. Bir şeyin ters gidebileceği 4 durumu fark eder ve bunları önlerseniz, hazırlıksız olduğunuz 5. bir durum derhal ortaya çıkar.
  8. Kendi hallerine bırakılırsa, işler kötüden berbata doğru gider.
  9. Her şey yolundaysa bir şeyler kesinlikle gözünüzden kaçmıştır.
  10. Tabiat daima gizli kusurdan yanadır.
  11. Hiç bir şey aptallık geçirmez hale getirilemez, aptallık bir dahidir.

ABD Hava Kuvvetlerinde roketler üzerine deney yapan mühendislerden biridir Edward A. Murphy, Jr. 1949′da deneylerde gerçekleşen bazı terslikler üzerine bir basın açıklamasının ardından kendi adıyla kanun olarak anılmaya başlanılacak söylemlerini yapar. Daha detaylı fakat ingilizce açıklamalar için wiki‘ye bakabilirsiniz.


keep looking »