stresli bir cuma günü yaşadım. ilçe milli eğitimin düzenlediği fuara, her işte olduğu gibi, son dakikada hazırlanınca ayaklar bir pabuca girdi ve standı hazırlayalım derken canımız çıktı. saat 16:00′da başlayan açılış programına son dakikada yetiştirebildik standı. haliyle benim de İstanbula akşamdan gelme hayallerim suya düştü..

pazartesi sabahı altıda başladı yolculuk. önce Bursaya ulaşıldı oradan da İstanbula gidecek otobüs arandı.. niye bütün firmalar aynı saatte kalkış yapıyor anlamıyorum. 7:45′ te terminale gelmişim, 8′de istanbula gidecek otobüs arıyorum yok. hepsi saat 8:45′te kaldırıyorlar. boşu boşuna 45 dakikam gitti terminalde. o kadar bekledim değsin bari diyerek Nilüfer‘den aldım bileti ama pek te iyi etmemişim… felaket denilecek kadar düşürmüş hizmetini…

önce üsküdara uğradım. chatkapı sayesinde tanıştığımız eski bir dostumu görmek için. insanın böyle dostları olması ne güzel. yıllar sonra görüştüğümüzde bile o anlamsız boşluklar olmuyor sohbette.. konuştukça konuşası geliyor insanın. ve yazmazsam olmaz; gözümle görmesem inanmazdım. eski halinden eser yok! umarım bu formunu hep korursun. harika olmuşsun :)

sonrasında sirkeciye geçmek için Eminönü vapuruna bindim. İstanbula gidip te vapura binmezsek olmaz di mi? hoş bir tesadüf sirkecideki işimi kolaylaştırdı. Oğuz da Sirkeciye geliyormuş, buluştuk ve flashımı tamire verebileceğim bir yere götürdü beni. bir de karnımı doyurabilseydim…

hemen ardından bayan arıza ile buluşmaya, taksime yöneldim. genelde galata köprüsünden geçip, ya tünelden ya da yürüyerek istiklale giderim ama bu sefer Oğuz’dan yardım alıp metroyla Kabataşa oradan Taksime geçiş yaptım. böylece bu kiloyla dakikalarca yürüyüp aşırı terlemeden daha hızlı ve rahat bir şekilde vardım taksime :)

Yaseminin beni görür görmez tanımasına şaşırdığımı söylemem gerek. sadece bir kez karşılaştık ve üzerinden bu kadar zaman geçti ama görür görmez tanıdı beni :) kendisi effetto placebo konserine gidecekti. konser saatine kadar oturmak üzere rahat bir mekana götürdü bizi. biz derken Mustafa ile beni :) yurtdışı seyahati yapacaklar için bulunmaz bir kaynak… ve Gül. Mustafakemalpaşa Tatlısı sözümü unutmayacağım ;)

İstanbul’a geliş nedenim sevgili mtldanın doğum günüydü. uzun zamandır görüşemiyorduk ve dedikodulardan uzak kalmıştık :) fakat olan oldu.. uzun yoldan sonra bütün gün aç gezmek etkisini gösterdi ve doğum gününe gittiğimizde kendimden geçmiş bir haldeydim. yalnız fotografalara bakarsak kendimden geçmemin tek sebebi pasta :) her karede de pasta yiyiyorum. yok öyle bişey. sadece 3 tabak yedim, 3ünde de yakalamışlar beni…

saat 22′ye doğru ayrıldık mekandan. yeni durak imam adnan sokak. Limkdaşlarımız toplanmış bizi bekliyorlar. böyle olacağını tahmin etmeliydim. ben daha sade, biz bize bir buluşma bekliyordum ama işin ucunda insanatomystic olunca pek te öyle olmuyor :)

yazıyı yazmaya salı başlamıştım. aklıma geldikçe ekledim bazı şeyleri. bazı şeyleri de nasıl anlatayım bilemedim. İstanbula gelmeyi seviyorum. ama İstanbulu değil. bana İstanbulu sevdiren tek şey içindeki insanlar. dostlarım. şimdi İstanbulu daha çok sevmeme sebep biri var.  uzun zaman önce tanıştığım ama bir türlü tanımaya fırsat bulamadığım biri. onu tanıdıkça daha çok seviyorum istanbulu. çünki İstanbul demek O demek benim için.


Yorumlar

Adın (gerekli)

E-posta (gerekli)

Web site

Dök içini